İLHAN BERK

--------------------------------------------------------------------------------

     1918'de Manisa’da doğdu. İlk ve orta okulu doğduğu kentte tamamladı. Balıkesir Necatibey İlköğretmen Okulu’nu ve Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü’nü bitirdi. Zonguldak, Samsun ve Kırşehir'deki liselerde Fransızca öğretmenliği yaptı. Ankara’da Ziraat Bankası Yayın Bürosu’nda çevirmen olarak çalıştı. 1969'da emekliye ayrıldı. Kendini şiir ve yazılarına verdi. Manisa Halkevi Dergisi’nde yayınlanan ilk şiirleriyle bu şiirlerden oluşan "Güneşi Yakanların Selamı"nda (1935) görülen Nâzım Hikmet etkisi sonraki şiirlerinde kayboldu. "İstanbul", "Günaydın Yeryüzü", "Türkiye Şarkısı" kitaplarındaki şiirlerinde geleceğe dönük toplumsal özlemleri dile getirdi. 1950'lerin ortalarında beliren genç şairleri etkiledi, onların bazı özelliklerinde de etkilendi. İkinci Yeni akımına katıldı. "Köroğlu", "Galile Denizi", "Çivi Yazısı", "Mısırkalyoniğne" kitaplarında bu dönemin şiirleri yer alır. Bu dönemde şiirde anlam yaratmak için anlamsızlıklara yöneldi. Yalnızca anlamsızlığı savunduğu gerekçesiyle eleştirildi. Ardından şiirde konuyu tümüyle yoketme deneyine girişti.

       "Aşıkane"de nesneleri aşırı biçimde vurguladı. Ama bu vurgu giderek kendi benliğine yöneldi. "Şenlikname"de şiiri iyice düzyazıya yöneldi. Doğu şiirinin klasik kalıplarını denedi, beyit ve türkü biçimlerinden yararlandı. Araştırmacı kişiliği, özgün duyarlılıkları ve buluşlarıyla 20. Yüzyıl Türk şiirinin en önemli isimleri arasında.

--------------------------------------------------------------------------------

ESERLERİ

ŞİİR:

Güneşi Yakanların Selamı (1935)

İstanbul (1947)

Günaydın Yeryüzü (1952)

Türkiye Şarkısı (1953)

Köroğlu (1955)

Galile Denizi (1958)

Çivi Yazısı (1960)

Otağ (1961)

Mısırkalyoniğne (1962)

Âşıkane (1968)

Taşbaskısı (1975)

Şenlikname (1976)

Atlas (1976)

Kül (1978)

İstanbul Kitabı (1980)

Kitaplar Kitabı (1981)

Deniz Eskisi-Şiirin Gizli Tarihi (1982)


Delta ve Çocuk (1984)

Galata (1985)

Güzel Irmak (1988)

Pera (1990)

Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum (1993)

Avluya Düşen Gölge (1996)

Şeyler Kitabı Ev (1997)

Çok Yaşasın Sayılar (1998)

DÜZYAZI:

Şifalı Otlar Kitabı (1982)

Bir Uzun Adam (1982)

El Yazılarına Vuruyor Güneş (1983)

İnferno (1994)

Kanatlı At (1994)

Logos (1996)

Poetika (1997)

ÖDÜLLERİ

1979 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Kül ile

1980 Behçet Necatigil Şiir Ödülü İstanbul Kitabı ile

1983 Yeditepe Şiir Armağanı Deniz Eskisi ile

1988 Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü Güzel Irmak’la (Ferid Edgü ile paylaştı)



ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

  • Keçiyolu

  • Akşamla Bir Sap Fesleğen

  • Son Yerine

  • Ne Böyle Sevdalar Gördüm...

  • Acının El Yazısı

  • Aşk

  • Orman

  • Sürgün

  • Güzel


KEÇİYOLU


Bomboş oturdum rüzgarı dinledim

(yay burcundan dönen). Irmağın

dediklerine geçtim sonra.

Geçip gidiyordum beni görmüyordu

ot yüklü bir akşam, yarım bir

ay.


Arkamdan başını kaldırıp

bakmıştı yol.

(dikenler, gri otlar)


Kocamış bir suyum ben. Bana

ormanın sesini anlat. Sesini

çayırların.


Sessizlik. Hep bu sessizlik.


Keçiyoluna çıkarın beni.

Burda ölemem.


AKŞAMLA BİR SAP FESLEĞEN


"Biri aramış beni, dedi, kim olabilir ki"

Bir sap fesleğeni görünce kapıda, sokulu

İple tutturduğu kapıyı itip açtı. Bakındı

Üç yaprak daha düşmüştü asmadan. Üç kuru yaprak

Çatlamış narları gördü, yeni görüyormuş gibi

Mutfağa bıraktı elindeki soğanları, tuzu

"Akşam olmuş" dedi sonra, odaya girince

Gitti üstünü değişti, lambaya gaz koydu

Odun attı ocağa, tutuşturdu. Komşudan

sesler geliyordu. Balık mı kızartıyorlardı?

Oturdu sonra elinde akşamla o bir dal fesleğen


SON YERİNE


Zulmün her türlüsü

Kötü kardeşler

Hiçbiri

İnsana göre değil

Ağaç dikmek sabahları uyanmak iyi

İyi hayvanlara bakmak çiçekleri sulamak

Rahatsalar uyuyan insanların soluğunu dinlemek iyi

İyi hürlüğü düşünmek

Yaşamak onun için

Bütün gün çalışmak onun için iyi

Bütün çocukların uyuyuşu uyanışı iyi

Zulmün her türlüsü kötü


NE BÖYLE SEVDALAR GÖRDÜM

NE BÖYLE AYRILIKLAR


Ne zaman seni düşünsem

Bir ceylan su içmeye iner

Çayırları büyürken görürüm


Her akşam seninle

Yeşil bir zeytin tanesi

Bir parça mavi deniz

Alır beni


Seni düşündükçe

Gül dikiyorum ellerimin değdiği yere

Atlara su veriyorum

Daha bir seviyorum dağları.


ACININ EL YAZISI


Ben acıyım. Yani senin hazan düşen yüzün. Umarsız

Boyun bazan. Bazan ağzın, gölgeli gözlerin


Yani çocukluğun. Bursa'da bir sokak yani

(Bursa'yı hiç görmemişim gibi gelir bana)


Bir akşam yaktığın mum sonra bir kilisede

Daha hiç bilmediği bir yüz için ölümün


Zaman ki senden başka nedir

Ve hep bir yüz dönüşür bende


Bir yüze

Hem geceyi, hem tanyerlerini taşır kendinde


Ben ki bir yıkıntınım senin, senin büyüttüğün

Acının el yazısında


AŞK


Sen varken kötü diye bir şey bilmiyorduk

Mutsuzluklar, bu karalar yaşamda yoktu

Sensiz karanlığın çizgisine koymuşlar umudu

Sensiz esenliğimizin üstünü çizmişler

Nicedir bir pencereden deniz güzel değil

Nicedir ışımayan insanlığımız sensizliğimizden.


Sen gel bizi yeni vakitlere çıkar.


ORMAN


Sana geliyorum rüzgarların, soluduğun havanın içinden

İçinden zamanların yangın yerlerine, bırakılmış kentlere benzeyen


Geçip kokularıyla tanıdığım alanları, kalabalıkları

Bomboşluğunu bir göğün, bir çocuğun çillerini


Sokaklara çarşılara vuruyorum sonra sokaklara çarşılara

Benim biraz insanlığa benzettiğim sokaklara çarşılara


Sonra yine sen geliyorsun aklıma, asi beyazlığın geliyor

O zaman işte seni bir güzel soyuyorum


Birden bir ormanı büyürken görmüş gibi oluyorum

Korkunç karışıyor yüzüm


SÜRGÜN


Bir adasın sen çok eski bir atlasta

Çok eski bir halkın su aldığı


Ben güneş, alkol, sıkıntı adanda senin


Sen sabahı, akşamı adanın

Gecesi ben


Sen su yolları, ağaçlar, çayırlar, güneşler

Ben karabasanın senin


Sen buğdayı, ovaları, nehirleri halkının

Ben ıssızlığı


Sen ki kalabalıklarsın aralarından geçtiğim

Sürgünü ben adanın senin



GÜZEL


Güzel

ölüm daha kolaydır sevmekten

der ya Aragon

Anla ki ölüme benzer seni sevmek


Sözcükler ki alevdir

Ve karadır şairlerin hayatları


Hem nice şiirlerde nice aşklarda

Tarar saçımızı ölüm.


Aşk ki bazan solgun bir ilçedir

Sürdürür derinliğini


Neden "en çok" acı ustası şairlerdir

En çok taşırlar çünkü aşkları.


Ben ki yatağımdan tedirgin bir suyum

Besbelli ki aşka ve ölüme çalışıyorum.

Edebibilgiler.com 2009 ©  Her hakkı saklıdır.