HÜSEYİN NİHAL ATSIZ

--------------------------------------------------------------------------------

   12 Ocak 1905’te İstanbul’da doğdu. 11 Aralık 1975’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi. Asıl ismi Hüseyin Nihal Atsız. Babası deniz binbaşı Mehmet Nail Bey. İstanbul Sultanisi'ni bitirdi. Bir süre Askeri Tıbbiye Okulu'na devam etti. 1930'da Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Aynı okulda asistan oldu. 1931'da "Atsız Mecmua"yı yayınlamaya başladı. Köycü bir yaklaşımdan Türkçü bir yaklaşıma yönelen bu dergideki bazı yazıları nedeniyle üniversiteden uzaklaştırıldı, öğretmenliğe başladı. 1933'ten 1952'ye kadar Malatya, Edirne ile İstanbul’daki okullarda edebiyat öğretmenliği ve kütüphanecilik yaptı. 1933-1934 arasında "Orhun" dergisini çıkardı. 2'nci Dünya Savaşı sırasında güçlenen "Turancı" akım içinde önemli bir yeri oldu. Ekim 1943'te "Orhun"u yeniden çıkarmaya başladı. Bu dergide solcu eylemlerle bu eylemlere katılanları iki kez Başbakan Şükrü Saraçoğlu'na şikayet eden mektup yayınladı.

        1944'te "Irkçılık-Turancılık" davasından tutuklandı. 1945'te serbest bırakıldı. 1952'de Süleymaniye Kütüphanesi'nde görevlendirildi. Aynı yıl "Orhun"u tekrar çıkardı. 1964-1975 arasında "Ötüken" dergisini yayınladı. Ötüken'deki yazıları nedeniyle 1973'te bir kere daha cezaevine girdi. Ertesi yıl özel afla serbest bırakıldı. Romanlar, öyküler, şiirler ve edebiyat incelemelerinin yanısıra Türk tarihiyle ilgili araştırmalar yayınladı. Irkçılık ve Turancılığa dayanan milliyetçiliğinde din öğesine yer vermedi.  

--------------------------------------------------------------------------------

ESERLERİ

ROMAN:

Dalkavuklar Gecesi (1941)

Bozkurtların Ölümü (1946)

Bozkurtlar Diriliyor (1942)

Deli Kurt (1958)

Ruh Adam (1972)

ŞİİR:

Yolların Sonu (1946)

BİYOGRAFİ:

Edirneli Nazmi   ,  Kemalpaşaoğlu

Birgili Mehmet Efendi

Ebussud

İNCELEME:

Türk Tarihi Üzerine Toplamalar

Türkler ve Osmanlı Sultanları Tarihi

Türk Edebiyatı Tarihi

Türk Ülküsü

Osmanlı Tarihine Ait Takvimler

Türk Tarihinde Meseleler


ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

  • Kahramanlık

  • Sesleniş

  • Ayrılık

  • Bahtiyarlık

  • Özleyiş


KAHRAMANLIK


Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir

Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir

Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir

Kahramanlık, saldırıp bir daha dönmemektir


Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından

Koşar adım gitmeli onların arkasından

Kahramanlık, içerek acı ölüm tasından

İleriye atılmak ve sonra dönmemektir


Yırtıcılar az yaşar, uzun sürmez doğanlık

Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık

Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık

Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir


Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir

Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir

Bunun için ölüme bir atılış gerekir

Atıldıktan sonra bir daha dönmemektir  



SESLENİŞ


Yalnızım, ne kadar aranıp dursam

Başucumda seni bulamıyorum

Güneşten vazgeçip susuz olsam da

Seninle olmadan olamıyorum


Şu yollar bilmem ki dağ mı, ova mı

Gitsem bulur muyum kendi yuvamı

Kuş! Yolun nereye? Bizim eve mi

Sen götür, ben haber salamıyorum


Her gece orda bir yaslanan mı var

Sessizce kirpiği ıslanan mı var

Uzaktan bana bir seslenen mi var

Ne diyor? Sesini alamıyorum


Acaba yaşlı mı kara gözlerin

İçimde bir derin yara gözlerin

Daldı mı uzak bir yere gözlerin

Görmüyor, bilmiyor, bilemiyorum


Günleri sayarım, geceler iner

Beklerim geceyi, yıldızlar söner

Gizli bir yaram var, durmayıp kanar

Neresi, bulup da silemiyorum


Ulaşsa da sana yolların ucu

Varmaya yetmiyor Atsız'ın gücü

İçimde dururken bu kadar acı

Hâlâ yaşıyorum, ölemiyorum


AYRILIK


Sevdiğim, kemençede titretiyorken yayı

Bülbül sustu, unuttu o eski ağlamayı

Öyle sandım ki gökte kızıllık sardı ayı

Sevdiğim, kemençede inletiyorken yayı


Ağaçların dalları saygılarla eğildi

İçimden çarpıntıyı, gözümden yaşı sildi

Böceklerin sesleri birdenbire kesildi

Sevdiğim, kemençede söyletiyorken yayı

Ayın on dördü gökte yavaşça yükselince

Bir bağlama başladı önceden ince ince


Birdenbire gürleşip kemençeye karıştı

Biri coşkun bir öfke, biri bir yalvarıştı

Birini inletirken bir kadının elleri

Birinde bir erkeğin kırılmış emelleri

Sonra kemençe sustu... Yalnız kaldı bağlama

Çalkalanarak diyor ki: "Boşunadır, ağlama!

Kemençen, bağlamam ve gönüllerimiz kırıktır

Her tatlı sevişmenin sonu bir ayrılıktır


Gök onun kadar derin, o gök kadar berraktı

Biraz sonra nazik ay bizi yalnız bıraktı

Bu ayrılık çağının hicranını bir düşün

Beni hâlâ yakıyor tadı en son öpüşün


Hazin hıçkırıkları bırakılmış bir kızın

Hatırlattı bütün o eski ayrılıkları

Söndürür neşesini gönlümüzdeki hızın

Bırakılmış bir kızın hazin hıçkırıkları


BAHTİYARLIK


Bahtiyarlık ne zafer kısrağına binmektir

Ne yaşarken dünya uçmağına inmektir

Şekli olmaz, rengi yok, belirsizdir ve tektir

Bahtiyarlık: Ömründe bir kere sevinmektir


Bir karanlık geceye akıyorken bu varlık

Bulunur mu dünyada ebedi bahtiyarlık

Mükâfatın, yapsan da en büyük bir yararlık

Nihayet zafer adlı bir kısrağa binmektir


Dört hecelik söz olan “bahtiyarlık” o bir sır

Bilmeyecek insanlık bunu daha bin asır

Bilgi, bolluk, din, para hepsi boş, hepsi kısır

En fazlası bir dünya uçmağına inmektir


Her şeyin bir şekli var, her derdin bir ilacı

Türlü türlü yemişler verir dünya ağacı

Zafer çetin, ilim güç, bozgun kötü, aşk acı

Halbuki bahtiyarlık, belirsizdir ve tektir


Bahtiyarlık, boraca yüce dağları aşmak

Varılmadan ölünen uzak yerlere koşmak

Tanrı’nın sofrasında mest olarak konuşmak

Ve ömründe bir kere, bir kere sevinmektir


ÖZLEYİŞ


Özledim... Yalnızlık canıma değdi

Özledim, yıllarca daha özlerim

Hasret türkü olsa, ben onu çalsam

Kırılıp giderdi nice sazlarım


Yatın ümitlerim, uykuya yatın

Bitin hasretlerim, tükenip bitin

Ayrılık ateşi çetinmiş, çetin

Onunla dikleşir bütün düzlerim


Yanımda sanırım, bakarım düştür

Güldüm zannederken gözlerim yaştır

Umduğum ne varsa hepsi de boştur

Yine de bekliyor onu gözlerim


Sazlar var: Durmadan gurbeti çalar

Hayal var: Gözümü, gönlümü çeler

İçimde bir bülbül şakıyıp çiler

Özledim, yıllarca daha özlerim

Edebibilgiler.com 2009 ©  Her hakkı saklıdır.