BEKİR SITKI ERDOĞAN

--------------------------------------------------------------------------------

     

      1926'da Karaman doğdu. Kuleli Askeri Lisesi ve 1948’de Kara Harp Okulu’nu bitirdi. Kıta subaylığı yaptı. Bu arada Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nden de mezun oldu. Heybeliada Deniz Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptı. Halk şiiri geleneğini gününün koşullarıyla bağdaştırarak hece ölçüsüyle, bazen de aruz vezniyle şiirler yazdı. Türkçe’nin inceliklerini yansıtan, duygulu şiirlerinden bazıları bestelendi. Rubai türündeki şiirleri Hisar Dergisi’nde yayınlandı.


--------------------------------------------------------------------------------

ESERLERİ

ŞİİR:

Bir Yağmur Başladı (1949-1957)

Dostlar Başına (1965)

Kışlada Bahar (1970)

Binbirinci Gece

ÖDÜLLERİ

1973’te Cumhuriyet’in 50. Yılı Şiir Yarışmasını 50. Yıl Marşı ile kazandı. Marşı Necil Kazım Akses besteledi.



ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

  • Bin Birinci Gece (Hancı)

  • Bin İkinci Gece (Yolcu)

  • Kışlada Bahar

  • Marya

  • Adak

  • Güz Düşünceleri

  • Sessiz Senfoni

  • Yosma

  • Ska-lar-ya

  • Yağmurda Unutulan Şarkı


BİN BİRİNCİ GECE (Hancı)


Gurbetten gelmişim, yorgunum hancı

Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş

Aman karanlığı görmesin gözüm

Beyaz perdeleri, ger yavaş yavaş


Sıla burcu burcu... ille ocağım

Çoluk çocuk hasretinde kucağım

Sana her şeyimi anlatacağım,

Otur baş ucuma, sor yavaş yavaş


Güç bela bir bilet aldım gişeden

Yolculuk başladı Haydarpaşa'dan

Hancı n'olur, elindeki şişeden

Birkaç yudum daha ver yavaş yavaş


Ben o gece, hem ağladım, hem içtim

İki gün, diyardan diyara uçtum

Kayseri yolundan, Niğde'yi geçtim

Uzaktan göründü, Bor yavaş yavaş


Garibim, her taraf bana yabancı,

Dertliyim; çekinme, doldur be hancı

İlk önce kımıldar hafif bir sancı

Ayrılık sonradan kor yavaş yavaş


Bende bir resmi var, yarısı yırtık

On yıldır evimin kapısı örtük

Garip bir de sarhoş oldu mu artık

Bütün sırlarını der yavaş yavaş


İşte hancı ben, her zaman böyleyim

Öteyi ne sen sor, ne ben söyleyim

Kaldır artık, boş kadehi neyleyim

Şu bizim hesabı, gör yavaş yavaş



BİN İKİNCİ GECE (Yolcu)


Ben sarhoş değilim, yol sokak sarhoş

Hancıyı kaybettim, hanı kaybettim

Hayatı sayfa sayfa okuduğum boş

Sonundaki, imtihanı kaybettim


Anladım, her gerçek, bir yalan gizler

Beni aldatıyor dağlar, denizler

Meçhul bir zamana karıştı izler

Saati, dakikayı, anı kaybettim


Beni benden, kendi benliğim çaldı

Gölgem uzadıkça, boyum kısaldı

Ellerim bomboş bir roman kaldı

İçimdeki kahramanı kaybettim


Bu başımda esen, bir kavak yeli

Ben ondan deliyim, o benden deli

Onu aynalarda gördüm göreli

Bekir Sıtkı Erdogan'ı kaybettim



KIŞLADA BAHAR


Kara gözlüm, efkarlanma gül gayri

İbibikler, öter ötmez ordayım

Mektubunda diyorsun ki: 'Gel Gayri'

Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım


Ah çekerim resmine her bakışta

Bir mahzunluk var o boyun büküşte

Emin ol ki, her sigara yakışta

Sanki, duman tüter tütmez ordayım


Mor dağlara karargahlar kurulur

Eteğinde bölük bölük durulur

On dakika istirahat verilir

Tüfekleri çatar çatmaz ordayım


Dağlar taşlar bu hasretlik derdinde

Sabır sebat etmez gönül yurdunda

Akşam olur tepelerin ardında

Daha güneş batar batmaz ordayım


Aramıza dağlar girmiş koskoca

Meraklanma gönlüm dağlardan yüce

Bir gün değil, beş gün değil, her gece

Yatağıma yatar yatmaz ordayım


Bahar geldi koyun kuzu koklaştı

İki aşık senelerdir bekleşti

Kara gözlüm, düğün dernek yaklaştı

Vatan borcu biter bitmez ordayım



MARYA


Sustu Another Life gazinosu

Sustu şarkılar

Paletimde renk sustu, fırçamda şekil

Ve bu gece ilk defa şimal körfezinde

Sustu Peramos'un mazgallarından

Şehre pancur pancur dökülen arya

Artık ne tayfalar mevcut, ne komondoslar

Ne o kor tenli, kızıl saçlı kanarya

Bu medar ikliminin tenha gecesinde

Sardı bambu kamışlarını pişman bir sükut

Sardı bu sizi

Hani birdenbire bazen bütün etrafımızı

Sapsarı bir şüphe sarar ya

İşte öylesine berbat bir hal var

Hiçbir şey düşünmek istemiyorum, hiçbir şey

Ama dördüncü tarassut kulesinde

Bir şüpheli sinyal var.

Hayır hayır yalan bütün bunlar

Artık ne kadere inanıyorum ne fala

Yalan söylüyor o falcı kadın

O hintli parya

Ben yalnız sana inanıyorum

Yalnız sana Marya...

Beni kahrediyor böyle geçen her gece

Bu hoyrat yıldızlar, bu su, bu okyanus, bu yer

Ve gökyüzünde emanet duran

Şu asma fener.

İnan ki sevgili Marya

Ne varsa hepsi yalan, hepsi keder

Ve hepsi omuzumun üstünde çaresiz bir yük

Ve hepsi angarya.

Biliyorum bu sabah güneşle beraber biliyorum

Bir vapur demirleyecek bu nankör limanda

Pol'un ebedi matemine rağmen

Virjini olabilirdi bu vapurda

Ama sen yoksun biliyorum sen yoksun.

Baharda geleceğim diyordun hani

Haydi gel daha ne bekliyorsun

İşte mevsim bahar ya...

Fırçam neden böyle titrer bilir misin

Ve neden resimlerimde fon sapsarı

Anlıyorsun değil mi yavrum

Bütün kağıtlara sinmiş anlıyorsun

Bu tropikal zehir

Bu müzmin malarya

Sensiz nasıl da boş iskele

sensiz nasıl da tenha şehir

Müfreze nöbetçilerinin gözü önünde

Koydan yıldızları çalmışlar bir bir

Yine de birkaç çımacı, birkaç palikarya

Ama kim düşünür yıldızları

Yüzbaşı Arnold'u vurmuş yerliler

Matemler içinde tekmil batarya.

Bu insanlar, bu gök, bu deniz, bu yer

Birer birer kaybolmaya mahkum, birer birer

Biz ki çoktan bu sapsarı hasret içinde susuz

Biz ki çoktan beri kaybolmuşuz

Nasıl. Ağlıyor musun Marya?

Sil gözlerini, sil yavrum

Bizim yokluğumuzdan ne çıkar

Aşkımız var ya...



ADAK


Ve yıllardan sonra sevgili Marya

Gökyüzü simsiyah

Yeryüzü ak pak

Bir yolun düşerse Enadırlayf'a

Zaman, gözlerimden çoktan çözülmüş

Mesafe avcumdan kaymış olacak!


Ama bu şiirler, böyle perişan

Böyle darmadağın, bir mezat vakti!

Sakın ortalarda kalmasın bu hak

Bu öksüz kurbanlar sevgili yavrum

Hep sana armağan

Hep sana adak.



GÜZ DÜŞÜNCELERİ


Bu sabah gökyüzü daha bir yorgun

Daha bir dumanlı

Daha bir derin

Şu anda, omzumdan tanıdık bir el

Tutup silkelese şöyle bir güzel

Kurtulsam yükünden düşüncelerin!



SESSİZ SENFONİ


Ellerin vardı, sıcak ve masum

Ellerin, hayal gibi, düş gibi

O zaman talihime yardı ellerin

Beyaz bir gecede, iki kuş gibi

Omzuma nasıl da konardı ellerin


Hangi rüzgarlarda şimdi kimbilir

O değirmen altı, o zümrüt koru

İlk dörtlü yoncayı bulduğumuz yer

Ya o çapkın çapkın kestanecikler

Hani bir yerleri çimdiklenir hafifçe

Kanardı ellerin!

Mendilimi sarardım üstüne,

Avcumda sahici bir hasta gibi

İncecik incecik yanardı ellerin


Bazan kızar hırçınlaşırdı birden

Ruhumu kaldırır kaldırır boşlukta

Oysa bilmez miyim atamazdı

Geceler sonsuzdu, geceler derin

Bir şeyler düşünür anlatamazdı

Kahrından kaskatı donardı ellerin


İnsan, soyununca hissediyor

Gittikçe katılaştığını yerin

Tanıdık bir film geçiyordu gözlerimden

Gel gör ki en güzel yerinde

Ansızın kopardı ellerin


Sonra, dört yabanci el

Dört yorgun omuz

Mezat kapısında bir kuşluk vakti

Çekince ipini mesafelerin

Ayak uçlarıma yığıldı sonsuz

Bir tünel gerindi sefil, kapkara

Bir yokluk hıçkıra hıçkıra güldü

Büyüdü göz çukurları kırık heykellerin

Böyle bilmediğim uzak yollara

Beni bırakmasa ne vardı ellerin


Romanımız, ne kadar güzel başlamıştı

Ve işte böyle sonu

Şimdi, ışıklar sığ

Gölgeler derin...

Mor sarmaşıklarla örtük balkonu

Kafur kokusundan, od ağacından

Dört arşın geceye sardı ellerin



YOSMA


Bir yâr sevdim, etekleri yeldirme

Yeldirir sallanı sallanı kafir

Sakın dedim, kimselere bildirme

Bildirir sallanı sallanı kafir


Ağına düşmüşüm artık çarnaçar

Ben ondan kaçamam, o benden kaçar

Ağlasam, çapkınca karşıma geçer

Güldürür, sallanı sallanı kafir


Hesabı, kitabı şaşırdım çoktan

Bu bir işve değil, beladır haktan

Aklıma düştü mü gece yataktan

Kaldırır, sallanı sallanı kafir


O çeşmeye gelir, sabrım son hadde

Cilve kitabına girmez bu madde

Bir küçük testiyi yarım saatte

Doldurur, sallanı sallanı kafir


Sıtkı'm olan olmuş bize alemde

Aşığa kurtuluş yoktur bu demde

Görmesem ölürüm, fakat görsem de

Öldürür, sallanı sallanı kafir



SKA-LAR-YA


Ta dipte yarım gökyüzü, üç bin kapı çığlık

Ta dipte bütün bir gece siz varsınız artık

Onlar, buna bir kuşkulu sinyal diyecekler

Ya da bir şifreli arya

Sen yağmana bak sevgili dost, yağmana bak sen

Sen yağmadığın anda yalandır ska-lar-ya


Mevsim deseler, mavide mevsim süresiz yaz

Bir yaprağı anlatmaya binlerce şiir az

Söz var ki, basit dillere sözlüklere sığmaz

Manaya şekil, maddeye candır ska-lar-ya


Bir damla güneş, mahşere döndürdü bilinci

Sıyrıldı sedef giysilerinden iki inci

Tanrım, yediden yetmişe vermiş bu sevinci

Bir mutlu heves, bir heyecandır ska-lar-ya


Her gün biri başlar, birinin devri dolunca

Hiç başka duyan var mı acep gurbeti bunca

Her yol bu duraktan geçer akşamlar olunca

Her bağrı yanık yolcuya handır ska-lar-ya


Bir sırça saray, toprağı hakkın tapusundan

Besbelli ki bir dost eli geçmiş yapısından

Boş dönmeyecek kimse bu hacet kapısından

Her dosta barış, düşmana kandır ska-lar-ya


Bir sevgi yeter gönlüme, bir parça güler yüz

Yıllarca yarım kaldı kitap, inmedi son cüz

Hep böyle tüter ta can evimden gece gündüz

Eşyayı saran mavi dumandır ska-lar-ya


Dıştan, bu ömür bahçesi bir kupkuru arsa

Her yaprağı bir cennet olur ehli açarsa

Gel sevgili dost, topla senin burda ne varsa

Tam meyvelerin olduğu andır ska-lar-ya



YAĞMURDA UNUTULAN ŞARKI


Önce bir yağmur bir yağmur iki gözüm

Önce ıpıslak iki kuş

Sonra yıkılmış evrenler geçti vitrinlerden

Sonra insanlar iki gözüm

İnsanlar

Kahrolmuş


Islak senaryolar üstüne ta iç boşluktan

Boyut boyut yalnızlıklar ağıyordu

Öksüz anılar üstüne iki gözüm

Kırık ikindiler üstüne

Kuşkulu bir yağmur yağıyordu


İkişer üçer yitiriyordum seni kavşaklarda

Yollar ayak bileklerime dolanıyordu hep

Taş taş çöküyordu en kutsal yapılar

Yüzler karanlıktı iki gözüm

Düşünceler dar

Bir geçit bulamıyordum sana

Ellerim yordamlarını yitirmişti üstelik

Hep yabancıydı çaldığım kapılar


Oysaki, son çağrımdı bu ta can köşemden

Oysa yürek yürek son yeşermemdi

Çağ çağ, kanat kanat, sevgi, ışık, nur

Ah sonra o yağmur iki gözüm

Ah sonra o

Yağmur


Şimdi,

En kırık vaktidir uzak imbatların

Öykümüzün en yaralı yerinden

Damlar yüreğime ılık bir sızı

Sonra birden duyar gibi olurum

Hoyrat yağmurlar altında

Martı çığlıklarına karışıp giden

Çocuksu şarkımızı...


Edebibilgiler.com 2009 ©  Her hakkı saklıdır.