NEYZEN TEVFİK

--------------------------------------------------------------------------------

     24 Mart 1879’da Bodrum’da doğdu, 28 Ocak 1953’te İstanbul’da öldü. Asıl ismi Tevfik Kolaylı. İzmir Urla’da amatör bir neyzenden nota ve usul bilgileri öğrenerek başladığı ney çalışmalarını kendi kendine geliştirdi. İzmir İdadisi’nden bitirmeden ayrıldı. Farsça öğrendi. İzmir Mevlevihanesi’ne girdi. Burada Eşref, Tokadizade Şekib, Tevfik Nevzat, Abdülhalim Memduh gibi şairlerle tanıştı. Şair Eşref’in etkisiyle şiir yazmaya başladı. İlk şiiri 1989’da Muktebes gazetesinde yayımlandı. 1989’da İstanbul’a geldi. Fethiye Madresesi’nde 4 yıl öğrenim gördü. Mehmet Akif’le tanıştı ve ondan Arapça, Farsça, Fransızca dersleri aldı. Dönemin önde gelen müzisyenleri Kanuni Hacı Arif Bey, Tamburi Cemil Bey ve Udi Nevres Bey ile dostluk kurdu. Galata ve Kasımpaşa mevlevihanelerine devam etti. 1902’de Bektaşi dervişi oldu. 1903’te padişah ve saray çevresine yönelttiği yergiler nedeniyle baskı görmeye başladı. Mısır’a kaçtı. İskenderiye ve Kahire’de yaşadı.

       Gıyabında idama mahkum edildi. Bir süre Kaygusuz Sultan Bektaşi Tekkesi’nde saklandı. 1913’te II. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a döndü. Hastalığı ve içkiye düşkünlüğü nedeniyle birçok kez Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi gördü. Nef’î ve Eşref’ten sonra üçüncü büyük yergi ve taşlama ustası olarak bilinir. Oldukça eski bir dil kullanması nedeniyle güç anlaşıldı. Yergilerini genellikle siyasal ve dinsel baskıya, çıkarcılığa yöneltti. Toplumdaki tüm haksızlıkları çekinmeden dile getirdi. Bilinen tek bestesi "Nihavent Saz Semaisi"dir.

--------------------------------------------------------------------------------

ESERLERİ

ŞİİR:

Hiç (1919)

Azab-ı Mukaddes (1949)




ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

  • Anladın Mı

  • Ay Dede

  • Felek

  • Geçer

  • Koşma

  • Rubai - Sanat

  • Hicran Kucağında


ANLADIN MI?


Hicran destanını kendinden oku,

Mecnun'dan duyup da rivayet etme.

Aşkın Leyla'sını gördünse söyle.

Söz temsili bulup hikayet etme.


Yüz bin Leyla doğar alemde her gün,

Senin aradığın zevk, sefa düğün.

Tutacağın işi önceden düşün;

Daha ilk adımda nedamet etme.


Sevdanın oduna pek güvenilmez,

Tutuşurşan eğer kolay sönülmez.

Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,

Canına kıymazsan seyahat etme.


İyi bak kabına, olmasın delik,

Boşuna taşırsın ,gider gündelik.

Anında olmalı, ettiğin iyilik,

Alem duysun diye, inayet etme.


Kabe'den maksadın varmaktır yara,

Kör gibi tapınma, kara duvara,

Hızır'ı ararsan kendinde ara,

Bulamadım gibi rezalet etme.


Muhabbet herkesin aklını çelmez,

Gönül viranesi kolay düzelmez.

Alemden çekinme bir zarar gelmez,

Sen kendi kendine hıyanet etme.


Şen şatır gönlüne hicran dolmasın,

Gençliğin gülşeni gamla solmasın.

Neyzen gibi aklın yarda olmasın,

Özründen çok büyük kabahat etme.


AY DEDE


Takdirin, tasvîbin bollaşır oldu,

Hüsufe uğrama, aman Ay Dede!

Nimetler, hizmetler kapalı geçsin,

Şüpheye düşmesin zaman, Ay Dede!


Saptın mı acaba tuttuğun yoldan,

Dualar almışsın yetimden, duldan,

İşaret feneri görünmez oldu,

Şu dümen kırışın yaman, Ay Dede!


Yetişir gurbetten aldığın öğüt,

Kim sola yanaştıysa kalmıştır züğürt;

Sen suya yular tak, altından yürüt;

Sesini çıkarmaz saman, Ay Dede!


FELEK


Yamansın her zaman aldattın beni,

Kâh düşürdün kâhi kaldırdın felek!

Mecnun'sun diyerek Leylâ peşinden,

Issız vâdilere saldırdın felek!


Rehbersin dedin ben ise kördüm,

Elimle başıma çok çorap ördüm.

Kendimi bıraktım âlemi gördüm,

Hesapsız günahlar aldırdın felek!


Şifadır dedin zehir tatdırdın,

Gençliğin okunu boşa attırdın,

Körlerin yurdunda ayna sattırdın,

Çıkmaz sokaklara daldırdın felek!


Barışmadı gönlüm merd ile zenle,

Ne bir iş bilenle, ne boş gezenle

Hicran köşesinde bozuk düzenle,

NEYZEN'e her telden çaldırdın felek!


GEÇER


Izdırabın sonu yok sanma, bu alem de geçer,

Ömr-i fani gibidir, gün de geçer, dem de geçer,

Gam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer,

Devr-i şadi de geçer, gussa-i matem de geçer,

Gece gündüz yok olur, an-ı dem adem de geçer,


Bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi,

Çağlıyan göz yaşı mı, yoksa ki hicran seli mi?

İnleyen saz-ı kazanın acaba bam teli mi?

Çevrilir dest-i kaderle bu şu'unun fili mi,

Ney susar, mey dökülür, gulgule-i Cem de geçer,


İbret aldın, okudunsa şu yaman dünyadan,

Nefsini kurtara gör masyad-ı mafihadan.

Niyyet-i hilkatı bul aşk-ı cihan aradan,

Önü yoktan, sonu boktan, bu kuru da'vadan

Utanır gayret-i gufranla cehennem de geçer.


Ne şeriat, ne tarikat, ne hakikat, ne türe,

Süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre

Cahilin korku kokan defterini Tanrı düre!

Ma'rifet mahkemesinde verilen hükme göre,

Cennet iflas eder, efsane-i Adem de geçer.


Serseri Neyzen'in aşkınla kulak ver sözüne,

Girmemiştir bu avalim, bu bedyi' gözüne.

Cehlinin kudreti baktırmadı kendi özüne.

Pir olur sakiy-i gül çehre bakılmaz yüzüne,

Hak olur pir-i mugan, sohbet-i hemdem de geçer.


KOŞMA


Dudağında yangın varmış dediler,

Tâ ezelden yayan koşarak geldim.

Alev yanaklara sarmış dediler,

Sevdâ seli oldum; taşarak geldim.


Kapılmışım ak oduna bir kere,

Katlanırım her bir cefâya, cevre

Uğraya uğraya devirden devre

Bütün kâinatı aşarak geldim.


Yapmak, yıkmak senin bu gamlı ömrü.

Ben gönlümü sana verdim götürü.

Sana meftûn olduğumdan ötürü

Sarhoş oldum Neyzen, coşarak geldim.


SANAT


Sanma ciddiyet ile sarf ederim sanatımı

Ney elimde suyu durmuş kuru musluk gibidir

Bezm i meyde sufehanın saza meftun oluşu

Nazarımda su içen eşşeğe ıslık gibidir


HİCRAN KUCAĞINDA


Hicran kucağında tuttuğum sırdaş

Çağlamış bulanmış durulmuş olsun

Sözüne sazına güven de yanaş

Kulağı ezelden burulmuş olsun


Boş kafa gezdiren seyyahlar gibi

Keşkülünün delik çıkmasın dibi

Ariften anlasın seçsin garibi

Hakikat yolunda yorulmuş olsun


Taban tepmiş olan gam kervanında

Dostunu konuklar tatlı canında

Koçlar gibi duran bir meydanında

Arslanlar yurdundakurulmuş olsun


Gel dese de bakma nâkes aşına

Bir sırsat erer de kakar başına

Dostun namerd dehrin mehenk taşına

Felâket pazarında vurulmuş olsun


Duysun aşkın elindeki rebâbı

Okusun alnında çile kitâbı

Neyzen gibi günahının hesâbı

Mezara girmeden sorulmuş olsun

Edebibilgiler.com 2009 ©  Her hakkı saklıdır.