BETÜL TARIMAN

--------------------------------------------------------------------------------

     7 Eylül 1962'de Edirne'nin Keşan içesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Anadolu'nun çeşitli kentlerinde tamamladı. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünü bitirdi. Halen Kastamonu'da lise öğretmeni. İlk şiiri Ağustos 1992'de Kıyı dergisinde çıktı. Ardından Varlık, Şiir Odası, Yeni Biçem, Edebiyat ve Eleştiri, İnsan, Bahçe başta olmak üzere çeşitli dergiler şiirlerine yer verdi. Şiirlerle fotoğraf sergisi açtı. Şair ve yazar Rıfat Ilgaz anısına 2001 yılından bu yana şiir dalında verilen Rıfat Ilgaz Şiir Ödülü'nün kurucusu oldu. Cumhuriyet Kitap ekinde aralıklarla kitap tanıtımları yapıyor.


--------------------------------------------------------------------------------

ESERLERİ

ŞİİR:

Ay Soloları (1995)

Üzgündü Kırlar (1996)

Kardan Harfler (2000)

Güle Gece Yorumları (2002)

ÖDÜLLERİ:

2000 Arıburnu Şiir Ödülü, Kardan Harfler ile



ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

  • Irmak Su Ateş

  • Düş Kontesi

  • Can Yeleği

  • Efkar

  • Kışa Bakan Sokak

  • Taş Yazıları

  • İçinden Şiir Geçen Ev


IRMAK SU ATEŞ


uyandım, hüzündü... saçlarımı taradım, yoktun...

gitsindi diyemedim. hüzündü, geceye takılmıştı

biriktim dipsiz kuyulara ağladım.


gitme, ateşime su ver. yitirilecek bir an bile

yok... aşılacak tepe, yürünecek çöl... sararmış

bir yaprak yalnızlığı var içimde. çaresizim,

sarsılıp köpürmesi de ne bu göğün, saldırması

camlara. korkuyorum. yaşam zaten yanlış. ıslak

ve yakıcı. üstelik dünyanın lavları da kirli

akıyor damlarıma. yüzümde tutuklanmış bir

gün. yüzüm karanlık, paramparça


beni duy, anla, neden bu diş ağrısı sonsuz

öfke... kimseler bilsin istemiyorum. gizlediğim

mevsimi. kanayan sesimi uçurumda. gözlerimde

uçsuz bucaksız ırmaklar yıkanıyor. bu, son

fırtına mı bilmiyorum. hangi dağ başı. geçit

yok. ellerim seni arıyor. ellerin bitimsiz.

ayrılığın vedası mı onlar? direniyorum.

yaklaştıkça ırmağına kendime çıkıyor gittiğim

yollar.


gitme. bana bir şey söyle

kimsenin bilmediği bir söz, bir giz...


gitme.

gitmek, biraz da kendini tüketmektir.

yenilmektir, boşluğu görmeden korkuya.



DÜŞ KONTESİ


kato`ya ve cihangir kedilerine


bak! şaşırdı ay menzilini

kalk gidelim geç oldu ama


gelmiyor

kıblesi sokak haylazın

o delirmiş mart aylarını seviyor

ben aşk çocuklarını

cihangir evlerinin


kucağıma çıksa çıkmıyor

huyunu sulardan almış

bakir desem değil

mesih hiç

zamansız yağmur çıkartması

çarşı iznine çıkmış

tırmalıyor şehri

kapı önünde


eğilip kulağına

ölü balıklar düş kurmaz diyorum

kal gidelim geç oldu ama


tutup göğsündeki

tırmık izlerini gösteriyor bana

ben ona korosunu böceklerin

g i t s e m

dalmışım mı ne?

bak yine çatıya çıktı haylaz

inse inmiyor

ne varsa üşüyen yüzeyde

kıvrıldı upuzun

kalçaları en baştan



CAN YELEĞİ


o çocuk o evde can yeleği

öbürü gözleri boşluğa Leyla

fark etmemiş baba

anne ağladığında

yüzleştiği parçalarını

baba susuyor

ama hangi yola yolcu

herkes yalnız

yüze bakmadan konuşuyorlar

anne görmemiş görüneni bile

kim kimi sevse

yakınlar bunaltıyor

görünce savdım bunu

bir yarayım eskitilmiş

orada ölü böcek kabukları yılanlar

kesiyor süren masalı ortaya yerinden

keskin bir küfr acıtmak için

buzlar eriğinde çocuk sözle avunacak



EFKAR


hataydık sonuca varmak için

hırpalanmış,asi ve ince

bilmezdik

uzak kokusunu vedanın

baharda nidalarla

fırtınada yıkanmanın



şimdi sen giderken

yağmurun şarkısı

esen neydi

yüzünde eski kesik

vapur sesleri cümle şarkılar

ipeğe sarılı üşüyormuş gibi

bu gitmek çıkmaz şimdi

tenimde eski bir sayfa yara



sen şimdi derinini toprağın

bıçağın çıkardığı sesle

derinini rüyanın

çünkü dahası yok düşlerimin

zaman sıfır, kırık fanus

yorgun patikada

sır sözler açıyor

devedikenleri, kertenkeleler

anason kokularıyla efkar



KIŞA BAKAN SOKAK


kışa bakan sokak çocukluğumdur

ağlarken sular ürpermiş

ne köpürtmüş sevinci

ne aşk tiryakisi

içinde sarhoş kuytular

biraz mahur biraz hüzzam

ne zaman rüyaya uzasam

kederle eskitilmiştir


kurak zaman kokmuştur toprak

taşmıştır anın sessizliği

renksiz bir vazoya

gövdesini suyla gizlemiş

acıyla kardeştir


dağa bakan sokak

ne annemdir ne kendim

avludur seçilir

çarşıdır söylenir

hayat için eksilmiş

yalnızlıkla söylenmiştir



TAŞ YAZILARI


beyazım ve sen


gülün hayata akıştaki hızız

buna kim karışır


erken açmak bir sıkıntı

dilin ucundaki sıyrığa pervazız


süleyman bu kaçıncı düşüşün

başını ağırtan kaçıncı ah

söylesem ağrına gider

sık sık arıza yapıyor içindeki mevsim


namlunun ucundan çekil

ten yırtılırsa zarardır

derinlerin avlusuna masalız


inadın hep delirecek mi

su nihayetinde gitmektir

yalandır yıldızların örtündüğü

için ısınsın kumruları eline al


süleyman atlar gelmiş

yağmurun olsam içine eriyeceğim

beyazım, kar ve bulutlar



İÇİNDEN ŞİİR GEÇEN EV


İçinden şiir geçen ev yalnızlığındır

rüyaya dalma!


evindesin, eski evinde

sözle örtülü evde kısa yaz

ceplerinde şiir gezdirir

konukluğu bitmez yalnızlığın

eski karanfil rengidir


içinden trenler geçer

serinler anılar balkonunda

bildik yağmurlara benzemez hiç

değişse de adresleri evlerin

her evin tarihi

aşktan da eskidir


adresi bir kapı açmıştır

kışı ısıtır

özler demli çayı

güldür,

göğü dansa kaldırır:


annemdir içinden trenler geçer

avuntudur, duruşu çocukluk

soyunur gurbeti düş kurar

ev zaman olunca

kapıya bırakılmış eşyalar

sıkıntıdan acımış

hayata karışmıştır

Edebibilgiler.com 2009 ©  Her hakkı saklıdır.